7 Ocak 2017 Cumartesi

David Cronenborg ve Bilimkurgu


David Cronenberg kalıpların dışında dolaşmayı seven, sınır tanımayan bir yönetmen olarak ün yapmıştır. Bir Ucubeler Sirki yöneticidir adeta. Tuhaflık ve alışılmışın dışında olmak onun göbek adıdır. Rahatsız edici sahnelerle dolu filmleri her sinemaseverin izleyebileceği türde değildir. Ancak Kanadalı yönetmeni; tek amacı kan, cinsellik ve şiddet görüntüleri ile izleyiciyi şoke etmek ve korkutmak olan yönetmenlerden ayrı tutmak gerekir. Cronenberg her şeyden önce bir sanatçıdır. Bir derdi vardır ve sinemayı da bu derdi karşı tarafa aktarma yolu olarak kullanır. Filmlerinde kullandığı her tür çarpıklık ve sapkınlık, aslında insana ve topluma tutulan bir aynadır. Cronenberg metaforlar kullanarak bizi bize anlatma çabası içerisindedir. Bu yüzdendir ki eserlerindeki asıl hazine, üzerlerindeki yaldız kazındığında ortaya çıkar.

Kanın Baronu ya da Cinsel Korkunun Kralı olarak da tanınan Kanadalı yönetmen, gazeteci bir baba ve piyanist bir annenin çocuğu olarak dünyaya gelir. Küçük yaşta yazıp yayımlattığı ürkünç öykülerle, parasını kalemini kullanarak kazanan babasının izinden gitme hevesinde olduğunu gösterir. Toronto Üniversitesi Fen Bilimleri bölümünden ayrılıp, aynı üniversitenin edebiyat bölümüne geçmesi de belli ki bu yüzdendir.

Cronenberg 1966’da, karla kaplı çam ormanları ile çevrili ıssız bir yerde yalnız başına yaşayan bir psikiyatrist ile onu saplantılı şekilde takip eden eski hastası arasındaki ilişkiyi konu edinen Transfer adlı bir kısa filme imza atar. Bu filmi From the Drain (1967), Stereo (1969) ve Crimes of the Future (1970) izler. Daha sonra televizyona işler yapmaya başlayan Cronenberg, 1975’te ilk uzun metrajlı filmi Shivers’ı (Ürperti) çeker.

Yazının devami Bilimkurgu Kulübü'nde: David Cronenborg ve Bilimkurgu

30 Aralık 2016 Cuma

Lovecraft'ın Sineması


Çocukluğum film izlemekle geçti desem abartmış olmam. Bir üst sokağımızda, şu an yerinde yeller esen bir video kaset kiralama dükkânı vardı. Zaten sık sık hasta olan -boğazım davul gibi şişer ve ateşim kırk dereceye çıkıverirdi- bir çocuk olarak her gün bir iki film kiralar, ya kendi evimizde ya da video kasetçinin az ilerisinde oturan anneannemlerde izlerdim. Özellikle de korku filmlerine bayılırdım. Kulaklarım korkudan pancar gibi kızarsa da hiçbirini yarıda bırakmaz, her birini sonuna kadar izlerdim.

O zamanlar, büyülenerek izlediğim filmler hakkında yazılar kaleme alacağımdan ve bunları sanal bir ortamda paylaşacağımdan habersizdim tabii. Tıpkı The Curse’ün (Lanet / 1987) Lovecraft’ın The Colour out of Space (Uzaydan Düşen Renk) adlı öyküsünden uyarlandığından habersiz olduğum gibi. The Curse’ün başrolünde, Stephen King’in The Body (Ceset) adlı eserinden uyarlanan Stand by Me’den hatırlayacağınız Wil Wheaton yer alıyor. Yönetmen koltuğunda David Keith’in oturduğu 1987 tarihli filmin konusu şöyle:

28 Aralık 2016 Çarşamba

Scarlett Johansson ve Bilimkurgu


Danimarka asıllı Amerikalı oyuncu Scarlett Johansson, henüz on yaşındayken kameranın karşısına geçer ve Rob Reiner’ın yönettiği, macera-komedi-drama karışımı North (1994) adlı filmde Laura Nelson olarak seyircilerin karşısına çıkar. Dört yıl sonra, The Horse Whisperer (Atlara Fısıldayan Adam / 1998) filmindeki rolü ile dikkatleri üzerine çekmeyi başaran güzel oyuncu, parlak bir kariyere sahip olacağının sinyallerini vermeye başlar. 2003’te yer aldığı Girl with a Pearl Earring (İnce Küpeli Kız) ve Lost in Translation (Bir konuşabilse…) filmlerindeki rolleriyle önemli ödüllere aday gösterilir ve bunlardan bazılarını alır da.

Günümüzün en güzel kadınları arasında gösterilen ve büyük bir hayran kitlesine sahip olan Scarlett Johansson’un bilimkurgu sinemasına adım attığı filmin The Island (Ada /2005) olduğunu söyleyebiliriz.

Şimdi gelin, Michael Bay’in hem yönetmenliğini, hem de Steven Spielberg ile birlikte yapımcılığını üstlendiği The Island ile başlayıp başarılı oyuncunun yer aldığı bilimkurgu filmlerine şöyle bir göz atalım.

Yazının devamı Bilimkurgu Kulübü'nde: Scarlett Johansson ve Bilimkurgu

25 Aralık 2016 Pazar

TBD 18. Bilimkurgu Öykü Yarışması'nda Birincilik Ödülü Kazanan Öyküm: Extube


Annem beni aradığında, kızıl saçlı hemşire hasta yatağımın az ötesinde sütyeninin kopçasını açmakla meşguldü. Turkuvaz mavisi teni pencereden içeriye dolan yabancı bir güneşin ışığı altında parıldamaktaydı. Uzayın derinliklerinde kozmik barışı korumak adına savaşırken yaralanan ve son güncellenen evren haritasında bile yer almayan bu güneş sisteminin hayatla kutsanmış tek gezegeninde tedavi altına alınan cesur savaşçı için -ki bu ben oluyordum- yapmayacağı şey yok gibiydi. Görünüşe göre üzerindekileri çıkarmak da buna dâhildi. Tabii çıplak vücudunu sergilemesinin yaralarımın iyileşmesine ne gibi bir fayda sağlayacağını bilemiyordum. Elbette yapımcı firma gibi kullanıcıların da buna kafa yorduğu yoktu.

Ben de bu kullanıcılardan biriydim. Senaryodaki tutarsızlıkların canı cehenneme. Şu anda bu dünya dışı yaşam formunu çıplak görmekten başka bir şey düşünemiyordum. Annem de tam arayacak zamanı bulmuştu doğrusu. Bravo anne! En iyisi lensfona cevap vermemekti. Annem birkaç kez çaldırıp kapardı. Oysa kulağım titredikçe titriyor, annem vazgeçeceğe benzemiyordu. Sci-Fi Strip Club uygulamasını sonlandırıp aramayı cevaplasam iyi olacaktı. İyi olacaktı ama uygulama kapanmıyordu ki. Anlaşılan lensim yine takılmıştı. Son zamanlarda bir uygulama açıkken arama gelirse sıklıkla bu sorun oluşuyordu.

Hemşire sütyenini kafasının üzerinde çevirdikten sonra bana doğru fırlattı. Önce kadının dört dolgun memesine, sonra da cevap vermemi bekleyen annemin yüzüne baktım. Onun bu sahneyi görmesi olanaksızdı tabii. Yine de kendimi yakalanmış gibi hissediyordum. Yüzüm ateş gibi yanmaya başlamıştı. Sanki pencereden sızan güneş gerçekten yüzümü ısıtıyordu. Şu uygulamadan çıkmayı bir başarabilsem…

Öykünün Devamı Bilimkurgu Kulübü'nde: ExTube 

29 Kasım 2016 Salı

TBD 18. Bilimkurgu Öykü Yarışması Sonuçlandı


TBD 2016 Bilimkurgu Öykü Yarışması'nda, ExTube adlı öykümle birinciliğe layık görüldüm. Bu yarışmayı kazanmamda büyük payı olan Bilimkurgu Kulübü'ne ne kadar teşekkür etsem azdır. Yüreğime bilimkurgu sevgisi ektiler. Ve o tohumları birlikte büyüttük. Çıktığımız yolculukta onlardan çok şey öğrendim. Bu sürede bir dolu güzel insan tanıdım. Bilimkurgu Kulübü'nün kurucusu, hayal gücü diyarında birlikte maceraya atıldığımız güzel insan İsmail Yamanol'un da ikinciliğe layık görülmesi beni ayrıca mutlu etti. Sonuna kadar hak ettiği bir ödüldü. Türkiye Bilişim Derneği'ne ve bizi bu ödüllere layık gören değerli jüri üyelerine sonsuz teşekkürler. Ayrıca yarışmada üçüncü olan ve mansiyon kazanan arkadaşlarımızı da gönülden kutlarım. Hayal güçleri parlaklığını yitirmesin.

TBD'nin sitesinde, yarışma haberine şu şekilde yer verildi: 

TBD 18. BİLİMKURGU ÖYKÜ YARIŞMASI SONUÇLANDI

BİR AİLE ÖLÜMÜ SOSYAL MEDYAYA TAŞIRSA!


İRONİK ANLATIMIYLA “EXTUBE” BİRİNCİ OLDU

Türkiye Bilişim Derneği (TBD) tarafından 1998’den bu yana geleneksel olarak düzenlenen TBD Bilimkurgu Öykü Yarışması sonuçlandı. Bu yıl 18’incisi gerçekleştirilen yarışmada birinciliği Kadri Kerem Karanfil’in yazdığı ExTube adlı öykü kazandı. Bir ailede gerçekleşen ölüm anının sosyal medyada paylaşılmasının ardından yaşanan olayları konu edinen öykü, iletişim teknolojilerindeki gelişmeye rağmen toplumsal yaşamda değişmeyen durumları ironiyle işliyor.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...