29 Kasım 2016 Salı

TBD 18. Bilimkurgu Öykü Yarışması Sonuçlandı


TBD 2016 Bilimkurgu Öykü Yarışması'nda, ExTube adlı öykümle birinciliğe layık görüldüm. Bu yarışmayı kazanmamda büyük payı olan Bilimkurgu Kulübü'ne ne kadar teşekkür etsem azdır. Yüreğime bilimkurgu sevgisi ektiler. Ve o tohumları birlikte büyüttük. Çıktığımız yolculukta onlardan çok şey öğrendim. Bu sürede bir dolu güzel insan tanıdım. Bilimkurgu Kulübü'nün kurucusu, hayal gücü diyarında birlikte maceraya atıldığımız güzel insan İsmail Yamanol'un da ikinciliğe layık görülmesi beni ayrıca mutlu etti. Sonuna kadar hak ettiği bir ödüldü. Türkiye Bilişim Derneği'ne ve bizi bu ödüllere layık gören değerli jüri üyelerine sonsuz teşekkürler. Ayrıca yarışmada üçüncü olan ve mansiyon kazanan arkadaşlarımızı da gönülden kutlarım. Hayal güçleri parlaklığını yitirmesin.

TBD'nin sitesinde, yarışma haberine şu şekilde yer verildi: 

TBD 18. BİLİMKURGU ÖYKÜ YARIŞMASI SONUÇLANDI

BİR AİLE ÖLÜMÜ SOSYAL MEDYAYA TAŞIRSA!


İRONİK ANLATIMIYLA “EXTUBE” BİRİNCİ OLDU

Türkiye Bilişim Derneği (TBD) tarafından 1998’den bu yana geleneksel olarak düzenlenen TBD Bilimkurgu Öykü Yarışması sonuçlandı. Bu yıl 18’incisi gerçekleştirilen yarışmada birinciliği Kadri Kerem Karanfil’in yazdığı ExTube adlı öykü kazandı. Bir ailede gerçekleşen ölüm anının sosyal medyada paylaşılmasının ardından yaşanan olayları konu edinen öykü, iletişim teknolojilerindeki gelişmeye rağmen toplumsal yaşamda değişmeyen durumları ironiyle işliyor.

Türk edebiyatındaki bilim kurgu yapıtlarının sayısını arttırmak amacıyla Bilimkurgu Öykü Yarışması başlatan TBD, bu yıl Haydi Düş Başına diyerek öykü yazarlarını düşleri, düşünceleri, simgeleri bilimkurgu türünde öyküleştirerek, farklı zaman, mekân ve olgu dünyasına taşımaya davet etti. TBD, 18’inci Bilimkurgu Öykü Yarışması’na bu yıl 206 öykü katılırken, ön elemeyi geçerek finale kalan 13 öykü, Atıf Ünaldı, Barış Emre Alkım, Bülent Akkoç, Kadir Yiğit Us, Koray Özer, Murat Başekim, Özgür Tacer, Seda Uyanık, Sedef Özkan ve Ümit Dağcı’dan oluşan jüri tarafından değerlendirildi.

Gerçek yaşamı bilimkurgu masasında buluşturmayı hedefleyen yarışmada jürinin titiz değerlendirmesi sonunda Kadri Kerem Karanfil’in  ExTube adlı öyküsü birinci seçilirken, İsmail Yamanol’un İlk Görev adlı öyküsü ikinci, İsmail Yiğit’in İhlal adlı öyküsü ise üçüncü oldu. Furkan Malkoç’un Makyaj adlı öyküsü ise mansiyon ödülüne layık görüldü.


İLETİŞİM TEKNOLOJİSİ HIZLA GELİŞİYOR AMA BAZI ŞEYLER HİÇ DEĞİŞMİYOR

TBD 18’inci Bilimkurgu Öykü Yarışması’nda dereceye giren ilk üç öykünün, iletişim teknoloji hızla gelişirken toplumsal yapının buna ayak uyduramamasının işlenmesi dikkat çekti.

Öykülerde bu çelişkili durum sınırsız hayal gücü ve ironik bir dille edebiyatta taşındı. Yarışmanın birincisi Kadri Kerem Karanfil’in kaleme aldığı ExTube adlı öyküde, kalabalık bir ailenin yaşlı ferdinin ölüm anını, sosyal medyada paylaşılmasının ardından yaşanan trajikomik olayları anlatırken, Türk aile yapısının karakteristik unsurlarını da mizahi bir dil ve incelikle kaleme aldı. ExTube, ustaca betimlenen karakterler, güçlü mizah, sosyolojik tespitler, sosyal medyaya yönelik keskin mesajlar vermesi dolayısıyla jüri tarafından birinci seçildi. Ödüllü öykü, okuyucusunu, iletişim teknolojileri hızla gelişirken, toplumda bazı dinamiklerin hiç değişmeyeceğini, güçlü bir kurgu ile üzerinde düşünmeye ve sorgulamaya yönlendiriyor.

Yarışmada ikinci seçilen, İsmail Yamanol yazdığı İlk Görev adlı öykü ise evrenin oluştuğu Büyük Patlama anını konu alıyor. Bilimi rehber edinen insanların ufkunun ne kadar engin olabileceğine dikkat çeken öykü, akıcı bir dille okuyucusunu beklenmedik finale götürüyor.

Yarışmaya, oğlunu korumak isteyen bir annenin zamanın katılığını hiçe sayarak neler yapabileceğini konu alan İhlal adlı öyküyle katılan İsmail Yiğit, zengin hayal gücünü yansıttığı eserle üçüncülük ödülünü elde etti.

24 Kasım 2016 Perşembe

Evim Dediği Oda (Öykü)


Kapıyı kırıp girdiklerinde daktilosunun başındaydı.
“Ayaya kalk! Ellerini başının üstüne koy!”
“Lütfen… Bakın, önce beni bir dinle…”
“Tüm bunların yasak olduğunu bilmiyor musun?”
“Burası… evim.”
Güldüler bu sözüne.
“Senin evin yok,” dediler. “Kimsenin evi yok. Kimsenin evi olamaz.”
İtiraz edecek oldu, ettirmediler. Suratının ortasına yumruğu patlattıkları gibi onu evim dediği odanın bir köşesine savurdular.
“Bu yazı makinesini kim verdi sana? Konuş!”
“Ben… Ben… bir yazarım.”
“Sen yazar değilsin,” dediler. “Kimse yazar değil. Kimse yazar olamaz.”
“Yazdıklarımı… Yazdıklarımı okuyun. Bakın! Göreceksiniz… Lütfen, yalnızca…”
“Sus!” dediler. Sustu. Bu kez itiraz etmeye korktu. İki yumrukluk canı vardı. Onun da yarısını az önce almışlardı.
Adamlar on metre karelik odayı altüst ettiler. Yerin iki kat dibindeki bu odada fazla bir eşya da yoktu zaten. Bir tabure, bir tahta masa, üzerinde daktilo, kâğıtlar… Sonra kap kacak, bir yer yatağı…
“Nereden buldun bütün bunları?”
“…”
“Bu odayı sana kim verdi? Bir aydır ne yiyor, ne içiyorsun? Yemeği nereden buluyorsun?”
“…”
“Cevap ver be adam! Bunca kâğıdı kimden temin ettin? Söyle! Düzen’i bozmana kimler yardım etti? Bir isim ver!”
“…”
Kap kacak, ayna gibi parıldayan siyah çizmelerin altında dümdüz oldu. Yatak parça parça edildi. Masanın ve taburenin işi bir tekmede bitiriverdi. Asırlık daktilo ise birkaç tekme fazlasına dayandı. 1966 yapımı bir Hermes Baby idi. İsviçre denen bir ülkede üretilmişti.
Bacakları daha fazla taşıyamayacaktı onu. Yığılıp kaldı. Ölmek… Ölmek istiyordu. En azından bıraksalardı da burada ölseydi. Özgür bir insan gibi.
“Ölemezsin,” dediler. “Biz izin vermeden ölemezsin. Kimse biz izin vermeden ölemez.”
Kollarından tutup ayağa kaldırdılar. Sonra öykülerle dolu kâğıtları odanın ortasına yığdılar. Üzerine benzin döktüler. Eline bir kibrit kutusu verdiler…
“Yak!” dediler.
Sonra onu pardösüleri gibi kara bir arabaya bindirdiler. Kendileri de iki yanına doluştular. Hapse mi atacaklardı yoksa?
“Ne münasebet,” dediler. “Senin bir suçun yok ki.”
Yok muydu?
“Yok tabii,” dediler. “Suçlu olan onlar.”
Onlar mı? Onlar da kimdi? Onun düşündüğü onlar mıydı? Yoksa bilmediği, daha başka onlar da mı vardı? Düzen diye yutturulan zorbalığa boyun eğmeyen bu onlar kaç kişiydiler?
“Belki anlatmasaydın…”
“Anlatmak mı?” Ne anlatmıştı ki?
“Belki yakmasaydın…”
“Yakmak mı?” Neyi yakmıştı ki?
“Her şeyi,” dediler. “Her şeyi yaktın. Kâğıtları, sonra sana yardım edenleri, bu odayı, bu eşyaları verenleri… Bir isim yeterdi. Gerisi iplik söküğü gibi gelecek. Hep gelmiştir.”
“Size bir şey anlatmadım!” diye haykırdı birden. “Tek kelime etmedim! Kimseyi ispiyonlamadım! Yalan söylüyorsunuz!”
Yine güldüler.
Anlatmış mıydı yoksa? Hatırlamıyordu ki. Ya kâğıtlar? Çakmış mıydı kibriti? Tutuşturmuş muydu hayallerinden doğan öyküleri? Düşündü. Yok. Eline kibrit kutusunu verdikleri andan sonrası ölüm karanlığıydı. Yüreğini şimdiden kemirmeye başlayan bir boşluk.
Araba önce sağa, sonra da sola döndü. Sabit bir hızda, kendisine verilen adrese doğru gidiyordu.
Madem hapse atmayacaklardı… O zaman…
“Evet,” dediler. “Başka neresi olabilir? Muhasebe bürona götürüyoruz seni. Ait olduğun yere. Bir aydır aksattığın işinin başına.”

15 Kasım 2016 Salı

2016 Tudem Edebiyat Ödülleri Sahiplerini Buldu


TUDEM Edebiyat Ödülleri TÜYAP İstanbul Kitap Fuarı'nın açılış günü olan 12 Kasım'da sahiplerini buldu.

Bu yıl 14. kez düzenlenen TUDEM Edebiyat Ödülleri Kısa Öykü Yarışması Ödül Töreni, TÜYAP İstanbul Kitap Fuarı etkinlikleri kapsamında gerçekleştirildi.

Seçici kurul tarafından yapılan değerlendirme sonucunda ben de Yüreği Güneşli Çocuk adlı öykü dosyam ile mansiyon ödülüne layık görüldüm.  

Tudem Yayın Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Sayın İsa Aykanat Bey ödülümü takdim ederken. 
Ödüle layık görülen diğer isimler ise Şafak Okdemir, Ali Benice, Elif Yonat Toğay, Koray Avcı Çakman ve Özlem Dertsiz oldu.

Program kapsamında Roman Sayıyla Öykü Nakavtla Kazanır: Öykü Üzerine Kısa Kısa başlıklı bir panel de gerçekleştirildi. Dr. Ayşegül Utku Günaydın’ın yönettiği panele konuşmacı olarak katılan Feyza Hepçilingirler, Habib Bektaş, Hakan Bıçakcı ve Yekta Kopan katılımcılarla kısa öykü hakkındaki görüşlerini paylaştı.


2014 Tudem Korku Öyküleri Yarışması'nda Papyonlu Adam adlı öykü dosyam ile kazandığım bu değerli ödüle bir kez daha layık görüldüğüm için gurur ve mutluluk duyuyorum. Hayal gücümü ödüllendirerek içimdeki çocuğu cesaretlendiren Tudem ailesine ne kadar teşekkür etsem azdır. 


13 Ekim 2016 Perşembe

14. Tudem Edebiyat Ödülleri Açıklandı


2003 yılından bu yana, çocuk ve gençlik edebiyatımıza çağdaş ve özgün eserler kazandırmak amacıyla düzenlenen Tudem Edebiyat Ödülleri, 2016 yılında KISA ÖYKÜ dalında verildi. Yarışmaya rekor sayıda başvuru yapıldı. Ön eleme çalışmasının ardından, 7 Ekim 2016 Cuma günü Jüri Toplantısı yapıldı. Feyza Hepçilingirler, Habib Bektaş, Yekta Kopan, Kerem Işık ve Hakan Bıçakçı‘dan oluşan seçici kurul, yarışmanın bu yılki kazananlarını belirledi.

Ben de bu özel yarışmada, Yüreği Güneşli Çocuk adlı dosyamla mansiyon ödülüne layık görüldüm. Tudem Yayınları ve değerli jüri üyelerine çok teşekkür ederim. 2014'te de kazandığım bu ödüle bir kez daha layık görüldüğüm için gurur ve mutluluk duyuyorum. Ödül alan diğer isimleri de kutlarım.

Ödül Töreni, 12 Kasım 2016 Cumartesi günü TÜYAP Kongre ve Fuar Merkezi Marmara Salonu’nda gerçekleştirilecek. 

Ödül kazanan eserler ve sahipleri şu şekilde sıralandı:

Birincilik Ödülü: “Nice Ninenin Zeytini”, M.Şafak Okdemir Elginöz
İkincilik Ödülü: “Öykü Adında Öyküler” , Ali Benice
Üçüncülük Ödülü: “Atıştırmalık Öyküler”, Elif Yonat Toğay
Mansiyon: “Bambaşka Bir Dünya”, Koray Avcı Çakman
Mansiyon: “Kopya mı kim çekmiş”, Özlem Dertsiz
Mansiyon: “Yüreği Güneşli Çocuk”, Kadri Kerem Karanfil

6 Ekim 2016 Perşembe

Ölümsüz Öyküler 2016’nın Kazananları Belli Oldu


Ölümsüz Öyküler 2016 Kısa Öykü Yarışması’nın ödül töreni, 24 Eylül tarihinde Ahmet Cemal Kültür Atölyesi’nde gerçekleşti. Kutlukhan Kutlu ve sevgili dostum Ozancan Demirışık’ın Türkiye’de Fantazya ve Bilimkurgu Algısı üzerine söyleştiği bir oturumla açılan etkinlik, Serdar Yıldız ve Kadim Gültekin’in Ülkemizde Fantastik Edebiyat Üretimi ve Ölümsüz Öyküler’in Misyonu üzerine yaptıkları konuşmayla devam etti. Tören kazananların açıklanması ve ödüllerin dağıtılmasıyla son buldu. 

Bendeniz de ödül alan isimler arasında yer aldım. Stephen King İle İkinci Tanışma adlı bilimkurgu öyküm, mansiyon ödülüne layık görüldü. Sertifikamı da yazar Serdar Yıldız'ın elinden aldım. Elbette tek ödül sertifika değildi. Ödüllü öykülerden oluşan ve Hiç Yayınları tarafından basılan iki Ölümsüz Öyküler kitabı ve Kadim Gültekin'in Zaman Oyunları romanı da bana verilen armağanlar arasındaydı. Bu güzel günden geriye ise yukarıdaki bol gülümsemeli fotoğraf kaldı. Yüzümüzdeki tebessümün hiç solmamasını diliyorum.
 

Dereceye giren öyküler şu şekilde sıralandı:

Birinci: Mürekkephane | Nurdan Atay
İkinci: 8 Katil | Mehmet Akif Duman
Üçüncü: Ben Orada Değildim | Sevda Güventürk

Mansiyon Ödülü:

Fezayı Sardı Bir İntikam | Öznur Babur
Gaip’in İfşası | İmge Bakalım
Stephen King ile İkinci Tanışma | Kadri Kerem Karanfil
İvedi İstirahat | Tunca Arslan

Başarı Ödülü:

Sapma | Cumhur Ay
Banquo’nun Tohumu | Onur Özgüner
Yalpağan | Yusuf Ekici
Andromeda | Özgür Emre Ateş

Korkunun Vücut Bulmuş Hali: O



Stephen King’in günümüzün en popüler yazarlarından olduğunu söylememe gerek yok herhalde. King üretken bir yazar da. Küçücük bir çocukken yazıp annesine sattığı Tavşan Trick ve arkadaşları hakkındaki öykülerden bu yana dur durak bilmeden romanlar, öyküler kaleme almaya devam ediyor.

Kabul etmek gerekir ki King’in yazdığı birçok şey, insanın tüylerini ürperten cinstendir. Geçirdiğiniz araba kazasının ardından sizi hastaneye götüreceğine evinde tutsak eden bir hayranınız olduğunu (Sadist), kasabanıza kan emici bir yaratığın taşındığını (Korku Ağı), içi canavarla dolu bir sisin ortasında kaldığınızı (Sis), lanetli bir mezarlığa gömdüğünüz ölünün akşam kapınızı çaldığını (Hayvan Mezarlığı), kuduz bir köpek sizi parçalamak isterken fırın gibi ısınan bir arabanın içinde mahsur kaldığınızı (Kujo) bir düşünsenize. Bunlar elbette kâbus gördürücü türden şeyler. Ancak şunu belirtmek gerekir, King iyi bir korku yazarıdır ama yalnızca bir korku yazarı değildir. King’i yalnızca korku yazarı olarak etiketlemek ona büyük haksızlık olur.

Kendi deyişiyle aklına ne gelirse yazar King. Bilimkurgu da yazar (Şeffaf), polisiye de (Bay Mercedes). Bir kadının hayatla olan mücadelesini de (Dolores Claiborne) anlatır, bir çocuğun ilk kez aşkı tatmasını da (Kara Kule: Büyücü ve Cam Küre). Ayrıca okuduğum yazarlar içinde dostluğun o saf halini kelimelere dökmeyi en iyi başaran yazar odur. Bu dostluk, şu an içinde yaşadığımız Bilişim Toplumu’nda bulunması en zor şeydir. İnsanları birbirlerine sanal ağlarla değil, en saf duygularla bağlayan ve zorluklar karşısında tek vücut olmalarını, yıkılmayıp ayakta kalmalarını sağlayan bir dostluktur bu. Büyülü ve nadirdir. Bu yüzden, dijital yerli olmayıp da çocukluğu arsalarda, sokaklarda geçmiş, akşam ezanından önce evde olmak zorunda olan benim gibi dijital göçmenler için klasik King kitaplarının farklı bir lezzeti vardır.

Yazının devamı Bilimkurgu Kulübü'nde:

25 Eylül 2016 Pazar

Çocukluğu Cep Telefonuna Hapsolmayanların Dizisi: Stranger Things


Arsalarda top koşturanlar, kapı pervazına tırmananlar, beş sakızı birden ağzına tıkanlar, uçurtması tembel bulutların arasında kaybolanlar, elektrik borularıyla külah atanlar, gece sokağa el feneriyle çıkanlar, inşaatın ikinci katından kuma atlayanlar, salçalı ekmekle karın doyuranlar, su tabancalarına boyalı su koyanlar, kokulu silginin tadına bakanlar, atari salonlarından çıkmayanlar, yorganın altında hayal kuranlar, kola şişesi içinde torpil patlatanlar, saklambaç oynayanlar, salıncakta sallananlar, ip atlayanlar, kaydıraktan kayanlar… Evet, aradığım sizlersiniz; çocukluğu cep telefonu ekranına hapsolmayan sizin gibi şanslı kişiler. Sizi niye mi arıyorum? Çocukluğunuza dönmenin bir yolunu buldum da ondan.

Günde elli kez elinize aldığınız cep telefonunu bir kenara bırakın, sıkıcı işinizi aklınızdan çıkarın ve maceradan maceraya koştuğunuz dostlarınızla yeniden buluşmaya hazır olun. Hayır, kuytu bir köşede gizemli bir gişe falan keşfetmedim. Büyülü biletlere de sahip değilim haliyle. Sizi yeniden Tipitip çiğnediğiniz günlere döndürmek için doğaüstü bir yardıma ihtiyacım yok. Bunu başarmak için dediğimi yapmanız yeterli. İşte sizden istediğim: Netflix’in son bombası Stranger Things’in ilk bölümünü açın ve arkanıza yaslanıp izlemeye başlayın. İşte hepsi bu kadar. İkinci bölüme geçmeden on bir yaşına dönmüş olursunuz. Yok canım, teşekkür etmenize gerek yok. Lafı bile olmaz. Ne de olsa hepimiz 80’lerin çocuklarıyız.

Yazının devamı Bilimkurgu Kulübü'nde:

29 Temmuz 2016 Cuma

Bir Stephen King Bilimkurgusu: The Tommyknockers


Korku edebiyatı denince akla gelen ilk isimler arasında yer alan Amerikalı yazar Stephen King günümüzün en popüler yazarları arasında yer almakta. 2015 yılında Amerikan Hükümeti’nin Ulusal Onur Madalyası’yla ödüllendirdiği King oldukça üretken de bir yazar. İlk romanı (Carrie / Göz) 1974’te yayımlanan Stephen King, küçük bir çocukken yazıp annesine sattığı Tavşan Trick ve arkadaşları hakkındaki öykülerden bu yana dur durak bilmeden romanlar, öyküler kaleme almaya devam ediyor.

Kabul etmek gerekir ki King’in yazdığı birçok şey insanın tüylerini ürperten cinstendir. Geçirdiğiniz araba kazasının ardından sizi hastaneye götüreceğine evinde tutsak eden bir hayranınız olduğunu (Sadist), kasabanıza kan emici bir yaratığın taşındığını (Korku Ağı), içi canavarla dolu bir sisin ortasında kaldığınızı (Sis), lanetli bir mezarlığa gömdüğünüz ölünün akşam kapınızı çaldığını (Hayvan Mezarlığı), kuduz bir köpek sizi parçalamak isterken fırın gibi ısınan bir arabanın içinde mahsur kaldığınızı (Kujo) düşünün. Bunlar elbette kâbus gördürücü türden şeyler. Ancak şunu belirtmek gerekir: King iyi bir korku yazarıdır ama yalnızca bir korku yazarı değildir. King’i yalnızca korku yazarı olarak etiketlemek ona büyük haksızlık olur.

Stephen King kendi değişiyle aklına gelen her konuda yazar. Hal böyle olunca bilimkurgu türünde de eserler vermesi şaşırtıcı değildir. Bu eserler arasında yer alan The Tommyknockers’da (Şeffaf / Altın Kitaplar) King, tıpkı Dreamcatcher’da (Rüya Avcısı / Altın Kitaplar) olduğu gibi insanlığı, bir uzaylı tehlikesi ile karşı karşıya bırakır.

Yazının devamı Bilimkurgu Kulübü'nde: 
Bir Stephen King Bilimkurgusu: The Tommyknockers
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...